kistin durumuna göre değişir.

Polikistijk over sendromunda (PKO, PCOS) hastaların en çok merak ettikleri soruların başında polikistik overle hamile kalanlar var mı? Hamileliği engeller mi? Kısırlığa neden olur mu? Gebeliğe zarar verir mi? Polikistik overle hamile kalmak mümkün mü, riskli mi? gibi sorulardır…

Bu sorular kısaca cevap vermek gerekirse: “polikistik over hastaları hamile kalabilir ancak bazen diğer kadınlara göre hamilelik daha geç elde edilir.” Bu konunun detaylı olarak açıklaması aşağıda…

Polikistik overde neden gebelik daha geç elde edilebilir?
Polikistik overde hamile kalmayı geciktiren başlıca neden ovulasyon (yumurtlama) olmaması veya düzensiz olmasıdır. Bu nedenle ovulasyon düzenleyici tedaviler verilir gebelik elde etmeyi hızlandırmak için. Ancak polikistik over hastaları bazen kendiliğinden ve tedavi olmadan, çok çabuk, evlendikten sonra birkaç ay içerisinde gebe kalabilmektedirler. Hamilelik her zaman zor, geç ve tedavi ile elde edilir şeklinde bir kural yoktur.

Polikistik overde hamilelik için ne gibi tedaviler uygulanır?
Polikistik overde öncelikle varsa fazla kiloların verilmesi gerekir. Bu hem yumurtlamayı düzenlemeye yardımcı olur hem de gebelik şansını arttırır. Bunun dışında klomifen sitrat (klomen, serophene) türü ilaçlar ovualasyon yani yumurtlama sağlamak amacıyla genelliklel 6 ay kullanılır. 6 ay içerisinde klomifen ilaçları ile gebelik elde etme oranı ortalama %40-50’dir. (Yüzde 80 ovulasyon elde edilir, %40-50 gebelik elde edilir.)
6 ay sonunda klomifen ile gebelik elde edilmez ise genellikle gonadotropin (iğne ile tedavi) uygulanır. 3-6 ay gonadotropin uygulaması ile gebelik elde edilemezse son seçenek tüp bebek (IVF) uygulamasıdır.
Klomen ve gonadotropin tedavilerine aşılama (IUI) eklenebilir.
Polikistik overde ameliyat konusunda anlatıldığı gibi bazı hastalarda tüp bebek tedavisinden önce ameliyat ile drillig yapmak bir tedavi seçeneği oalbilir.

Polikistik overde hangi durumlarda tüp bebek (IVF) uygulanır?
– Ovulasyon indüksiyonu (klomen, gonadotropin, aşılama) uygulamalarına rağmen gebelik elde edilmemesi
– HSG’de (rahim filmi) tüplerin kapalı saptanması
– Anne yaşının ileri (35 üzeri) olması
– İleri evre endomtriozis saptanması
– Sperm sayı veya morfolojisinin anormal olması

Polikistik over hastalarında yapılan tüp bebek (IVF) uygulamasının başarı şansı diğer hastalardaki tüp bebek başarısı ile aynıdır. Ancak fazla kilo (obezite) polikistik over hastalarında tüp bebek uygulamasının başarı şansını düşürmektedir ve düşük riskini arttırmaktadır.

Polikistik over hastalarında hamilelikte artan riskler:
– Düşük riskinin normalden fazla olduğunu gösteren araştırmalar vardır. (Bu bilgi çok net değil, daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu bildiriliyor.)
– Gebeliğe bağlı diabet (Gestasyonel diabet, şeker hastalığı)
– Gebeliğe bağlı yüksek tansiyon (hipertansiyon, preeklampsi)
– Erken doğum
– Düşük doğum ağırlığı (SGA)

Bu ve diğer bazı ilaçlar teorik olarak myom

UMURTALIKTA ÇİKOLATA KİSTİ
Çikolata kistleri (endometriyoma) rahmin en iç tabakasının yani endometrium tabakasının yumurtalıklar üzerinde bulunması ve kistleşmesi sonucunda oluşur. İçerisi genellikle kahverengi koyu bir sıvı ile doludur bu yüzden çikolata kisti adı verilmiştir. Genellikle etraf dokulara, tüplere, barsaklara yapışık olarak izlenirler. Kötü huylu veya kanser türünden bir kist değildir. Genellikle 4-5 santimetre boyutlarındadır ancak bazen daha küçük veya 10-15 cm kadar büyük de olabilmektedir. Bu kistler genellikle sağ veya sol tek yumurtalıkta görülür nadiren iki yumurtalıkta birden görülebilir.

Ailesinde endometrioma (endometriozis) olan hastalarda endometrioma yani çikolat akisti olma riski diğer kadınlardan daha yüksektir, bu nedenle bazı genetik faktörlerin de bu hastalıkta rol oynadığı aşikardır.

Belirtiler:
Endometriozise benzer şikayetler, kasık ağrısı, ilişki sırasında ağrı, infertilite, adet zamanı aşırı sancı burada da görülebilir. Diğer kistler gibi endometriomalar da nadiren rüptüre olabilir yani patlayabilir. Bu durumda içerisindeki sıvı karına akacağı için şiddetli karın ağrısı, bulantı, kusma, ateş vb. şikayetler oluşabilir. Hastaların bazen sandığının aksine çikolata kistleri çikolata renginde veya kahverengi akıntıya neden olmaz.
Çikolata kistleri kilo, şişkinlik ve sivilce yapmaz. Çikolata kisti direkt etki ile adet düzensizliği veya adet gecikmesi, aşırı adet kanaması gibi mens (regl) problemlerine neden olmaz. Adetlerle ilgili problemler varsa çiolata kistine ek olarak başka bir problem olabilir.

Teşhis:
Teşhiste muayene ve ultraonografi önemli yer tutar. Ultrasonografi ile endometrioma kisti genellikle tipik görüntüsünden tanınabilir. Kanda bir tümör belirteci olan CA-125 yükselebilir. Kesin tanı ameliyatla çıkarılan kist dokusunun patolojik incelenmesi ile konur. Karından veya alttan yapılan ultrasonla çikolata kistleri genellikle rahatlıkla görülür.

Tekrarlar mı? Kansere dönüşebilir mi?
Endometrioma teşhisinde kulanılan CA-125 bir tümör (kanser) belirteci olduğu için bazı hastalar endometriomanın kanser veya kanser benzeri bir kist olduğunu düşünebilmektedir. Endometrioma (çikolata kisti) kanser veya kanser benzeri bir kist değildir. İleride tekrarlama riski her kist gibi endometriomada da vardır ancak kansere dönüşme riski kesinlikle yoktur.

Tedavi ve ameliyat:
Endometriomaların tedavisi ameliyat ile kistin çıkarılmasıdır. Kistin kendiliğinden kaybolması (kendi kendine erimesi) genellikle mümkün değildir. Ameliyat genellikle kapalı yöntemle (laparoskopi) olmakla beraber bazen açık ameliyat da yapılmaktadır. Ameliyatta bazen yumurtalık alınmadan sadece üzerindeki kist alınabilir ancak bazen bu mümkün olmaz ve kist yumurtalıkla beraber alınabilir. İleri yaşta olan kadınlarda ve çocuk istemi olmayanlarda kistin yumurtalıkla beraber alınması tercih edilebilir. Kistin aspirasyonu yani kist cidarının alınmadan sadece içeriğinin iğne ile emilmesi zorunlu haller dışında ilk tercih edilen yöntem değildir çünkü kist aspirasyonu (kistin içinin boşaltılması) sonrası tekrarlama riski kistin çıkarılmasına göre daha yüksektir. Çikolata kisti tedavi edilmezse genellikle daha fazla büyüme ve daha fazla yapışıklık nedeniyle ağrılarda artma izlenir. Hamilelik isteyen hastalarda bazen küçük kistlerde ameliyat veya başka tedavi uygulamadan önce gebelik planlanır, bu durum hastaya ve kistin durumuna göre değişir.
Endometrioma kistleri ilaçlar ile genellikle tedavi olmazlar o yüzden ilaç tedavisi uygulanmaz. Ancak endometrioma kisti ameliyatla alındıktan sonra kistin tekrarlama riskini azaltmak için ilaç tedavisi (doğum kontrol hapları veya başka ilaçlar) uygulanmaktadır.
Ameliyata ve ameliyat sonrası kullanılan ilaçlara rağmen endometrioma kistinin tekrar oluşması yüzde yüz engellenemez. Bazılarında kistler tekrar oluşabilirken bazılarında hiç tekrarlamaz.
Çikolata kisti olanaların bitkisel ilaçlar, otlar kürler, soğan kürü, çaylar, doğal tedavi şeklinde yiyecek ve içeceklerden kaçınmaları gerekir, bunlar fayda sağlamadığı gibi bazı zararlı yan etkileri de olabilir.

Rahim içerisinden endometrial biyopsi

Miyom (myoma uteri) konusunda tedavi yöntemleri başlıca üçe ayrılabilir. Bunlar 1. gözlem, 2. ameliyat ve 3. diğer (ilaç, embolizasyon vb.) tedavilerdir. Bu tedavilerden hangisinin uygulanacağı myomun boyutuna, moyonların sayısına, hastanın yaşına, çocuk sayısına ve diğer bazı özelliklerine göre belirlenir.

Miyomlarda gözlem:
Özellikle küçük olan (1 – 5 cm arası) ve herhangi bir şikayete neden olmayan myomlar hiçbir tedavi verilmeden gözlenebilir. Gözlem için ortalama 6 ay aralıklarla ultrasonografi yapılır ve myom büyüklüğündeki değişiklik karşılaştırılır eğer myom boyutlarında artma yoksa gözleme devam edilir, myom boyutlarında fazla artma varsa genellikle ameliyata karar verilir. 5 cm’den küçük myomlar için nadir haller dışında ameliyat kararı verilmez bunun yerine izlem yapılır, özellikle yaşı menopoza yakın olan hastalarda zaten menopoza girdikten sonra myom boyutlarında küçülme olacağı için bir süre izlenerek beklenmesinde fayda olabilir. Rahim iç duvarında (endometrium) olan summüköz myomlar ve aşırı kanama gibi şikayetlere neden olan myomlar küçük dahi olsalar ameliyat ile tedavi gerektirebilirler.

Ameliyat tedavisi:
Myomlarda en sık uygulanan tedavi şeklidir. Myomlarda iki türlü ameliyat planlanabilir. Birincisi sadece myomların (myom nüvelerinin) alındığı myomektomi ameliyatıdır. İkincisi myomların rahimle birlikte alındığı histerektomi ameliyatıdır. Bu ameliyatlardan hangisinin yapılacağı myomların sayısına, büyüklüğüne, hastanın diğer hastalıklarına ve durumuna, yaşına, çocuk sayısına göre seçilir. Bu ameliyatlar laparoskopik (kapalı) veya açık ameliyat şeklinde yapılabilmektedir. Myomlar çok büyükse ve sayıca fazlaysa, hastanın yaşı ortalama 40’dan fazlaysa ve yeterince çocuğu varsa histerektomi ile rahmin tümden alınması planlanabilir. Histerektomi ile rahmin alınmasının avantajı bir dha myomun tekrarlaması gibi bir durumun söz konusu olmamasıdır. Myomektomi ameliyatı yapılan hastalarda rahim durduğu için ileleride tekrar myom oluşma riski vardır ancak bu ameliyatın avantajı hastanın hala hamile kalabilmesi, çocuk sahibi olabilmesidir.

İlaç tedavisi:
Myomların tedavisinde günümüzde çok nadir haller dışında ilaç tedavisi uygulanmamaktadır. Myom boyutlarında küçülme sağlayabilen ilaçlar arasında başlıca GNRH analogları gelir. Bu ve diğer bazı ilaçlar teorik olarak myom boyutunda küçülme sağlayabilse de bu etki geçici olabilmektedir bu nedenle pratikte pek uygulanan yöntemler değillerdir.

Uterin arter embolizasyonu:
Rahim (uterus) içerisine kan veren damarların tıkanmasıdır. Bu sayede myoma giden kan azalacağı için myom boyutları küçülür. Embolizasyon işlemi ameliyatsız sadece damartan katater ile uygulanır. Bu konuda detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Hangi durumlarda miyom ameliyat tedavisi gerektirir?
– Myom boyutları fazla büyükse (genellikle 8-10 cm’den büyükler)
– Aşırı kanamaya ve kansızlığa (anemi) neden oluyorsa
– Ağrı, sık idrara çıkma, kabızlık gibi bası semptomları yaratıyorsa
– Dejenere olmuş ve ağrılı ise
– Vajene doğmuş myomlar
– Menopoz sonrasında büyümeye devam eden myomlar
– Torsiyone olmuş subseröz myom
– İnfertilite (kısırlık) sebebi olarak düşünülen myomlar